Aşk İllüzyonu Dopamin

Sözlük tanımına göre aşk; bir kimseye ya da bir şeye duyulan aşırı sevgi ve bağlılık duygusudur. Peki aşk sadece bundan mı ibarettir? Ardından şiirler, şarkılar yazılan bu olgu bize ne yapar ve nedir aslında?

Aşk tek boyutlu ele alınamayacak kadar karmaşık bir oluştur çünkü hem yıkar hem dönüştürür. Her bir aşkın ardından, aşık olunandan bir şey almış ve ardınıza kendinizden bir şey bırakmış olarak çıkarsınız. Bir bütün olmak için kendinizi parçalara ayırır karşı taraftan parçalar talep edersiniz. Peki bu aşk, bütün “saflığı” ile aşk mıdır?

Gerçekten de karşımızdakine mi âşık oluruz? Aşık olduğumuz şey aslında karşımızdakinden çok, ona yüklediğimiz anlam ile bütünleşmiş halidir. Bazen bu anlama kendi olmak istediklerimiz de dahil olur. Bembeyaz bir sayfaya, gerçekliğini sorgulamadan bütün hayallerinizi nasıl çizerseniz aşık olunana verilen anlam da tam olarak bu beyaz sayfaya eşdeğerdir. İdealize ettiğimize aşık olur, varoluş nedenimizi ve anlamını sorgulamaktan bir nebze olsun sayesinde geri dururuz. Yani belki bir illüzyondur bu. Bizler bu illüzyonu zihinde yaşarız, bağımlılığın getirdiği endişelerin sonucunda oluşan dengesiz dikkatimiz de bakışımızı bulanıklaştırır. Soyut gerçeklerin yanında bir de beyin tarafı vardır bu olgunun. Her ne kadar temsili kalp gibi görünse de aslında kalp sadece yansımasıdır beynin. Orta beynin komutu ile kişi aşık olunanı görünce kalbin daha hızlı atmasını sağlayacak kimyasallar salgılanır. Beyin, aşk ve hormon üçgeninde en etkili rol “Dopamin” hormonunundur. “İşimde, gücümde, sağımda, solumda; ah her yerde sen!” diyorsanız, siz de dopamin etkisi altındasınız. Aşık kişi, dopaminin artışı ile hedefe odaklanır. Yani âşık olunana. Bir de üzerine iştahı kapanır, uykusuzluğu artar, kaygı ve endişe de beraberinde gelir. Madde bağımlılığında nasıl madde aşeriliyorsa, beklenen ödül (aşık olunan) yokluğunda ona karşı aşerme duygusu kuvvetlenir. Ödüle ulaşılamadıkça da yükselen dopamin ile aşık hedefe kitli kalır bu sebeple aşkı büyür. Uzun lafın kısası, kaçan kovalanır ona da aşk denir. Çünkü aşk, dopaminin, dopamin de aşkın besleyicisidir. Birbirlerinden faydalanırlar ve bir döngüye girerler. Ta ki beyin bu duruma alışana kadar.

Beyin aşka alıştığında, illüzyon bir sihir gibi ortadan kalkar. Eskiden böyle değildi cümlesi zihninizde sık sık tekrarlamaya başlar. İşte o zaman, karşınızdakinin “kendisine”, “mükemmelliyet-sizliğine” karşı sevgi besleyebiliyorsanız o zaman durup derin bir nefes alabilir ve sevginin saf tarafına ancak o zaman değinebilirsiniz. Ancak o zaman, partnerinizin sadece karşısında değil, yanında ve onun kabullerine saygı duyarak bakabilirsiniz hayata. Beyniniz de bunu alkışlar nitelikte oksitosin hormonunu salgılamayı arttırır ve partnerler arasındaki bağ kuvvetlenir. Aşk denen büyülü olgu bittiğinde; bütün bitişlerin, başlangıçların, arayışlar ve kaçışların insana özgü olduğunu kabullenirseniz, kaçılabilecek tek acıdan kaçmış olursunuz.

Yazar: İlayda Ekinci

Öncü, Ş.(2017). Aşk. Yatıyorum Bir Şey Diyor Musun (ss.75–87). Doğan Egmont Yayıncılık

https://npistanbul.com/asik-olan-beyninizdir-kalbiniz-degil

+

--

--

Get the Medium app

A button that says 'Download on the App Store', and if clicked it will lead you to the iOS App store
A button that says 'Get it on, Google Play', and if clicked it will lead you to the Google Play store